14 Temmuz 2010 Çarşamba

Böyle şeyler

Benden sonra onlar da dönecek. Biri İstanbul'dan geliyor. Burada rahat rahat giydiklerini orada giyemeyecek olmaktan şikayetçi. Tacizlerden bunalmış. Karışanlardan, laf edenlerden. Bir kıyafete bakıyor. Otobüste böyle şeyler giyemeceğini düşünüp vazgeçiyor.

Arada bir burada kendini "daha az kadın" hissettiğinden bahsediyor. Süsleniyor püsleniyor. Kimse içine düşmüyor. Kimse dönüp bakmıyor. Üzülüyor. Sonra hemen tacizleri hatırlayıp vazgeçiyor.

Günün her saati kahvemizi elimize alıp okyanus, nehir, göl kenarına gidebiliyor olmanın güzelliğini yaşarken de bunu hatırlıyoruz birden. İkimizin böyle yayıla yayıla deniz kenarında oturduğunu düşünüyoruz. Rahat edemiyoruz.  Hele ki gece ise. Korkuyoruz.

Arkadaşlarım anlatıyorlar olanları. Görmediğim için onları gözümde iyice büyütüp canlandırıyorum. Ona anlatıyorum. O da tasdik ediyor. Birdenbire sokaktakilerin yarısı sapık oluyor, yarısı müdahaleci giydiklerimize. En rahat, en salaş halimizle sokağa çıkmak için acele ediyoruz şimdi.

1 yorum:

corbit dedi ki...

Buraya dondugunde bunlardan sikayetci olmak bile suc oluyor. "Ne cabuk sattiniz vataninizi" da ilk sirada. Mudahele edilmekten cok, yanlis anlasilmaktan korkuyor insan. Cunku herkes tanimadan yorumlamaya hazir bekliyor. Bir kere orasi burasi karsilastirmasi yapmaya gor. Artik ne desen nafile. Amaaan diyorsun bir sure sonra. Bosverebiliyorsun bazen. Bazen ama...
Ozluyorum.