4 Mayıs 2010 Salı

"Nerve blocking" dedikleri çok başka bir şey

Yine hastanede kaybolmuş, duvarlara bakmaktan sıkılmış dolaşıyordum. Tüm sevimliliğiyle geldi yardım etti. Öyle ki gideceğim yere kadar götürdü, tarif etmedi. Radyolojide asistanmış. Ne garip, dedim; o kadar geldim sizi hiç görmedim. Bir hasta için çok güler yüzlüymüşüm. O da bir doktor için çok şirin ve bir radyolog için çok konuşkandı. Bunları ona söylediğimde ise uzun bir kahkaha attı.

Bundan hiç kurtulamayacaksın, dedi doktor baş dönmelerini ve ağrılarını kastederek. Ne yaparsak yapalım, sana ne verirsek verelim bu geçmeyecek, dedi.
-Why?
-Bad luck.
Böyle açıkladı iki kelime ile. Oh, dedim; ne güzel.

Nerve blocking diye bir şeyden bahsetti. İşe yaramayabilir ama seni ağrıdan bir süreliğine kurtarabilir de, dedi. Doğum öncesi yapılana benzer bir şeymiş. Ne derse kabul edecektim zaten birkaç ağrı kesici almış, yine de kurtulamamış halimle. O kocaman iğneyi görünce kendime tekrar etme ihtiyacı hissettim: Seyyarat sen iğneden korkmazsın. Kendime itiraz ettim hemen: Bu kolum kadar üstelik de kafama batıracak bu iğneyi. Kendimi dinlememeyi öğrenmeliydim. Gözlerimi kapadım.
Saçlarımın bittiği yeri dolaştı iğneyle, on farklı noktaya batırdı. Şimdi kafamı hareket ettirdiğimde içine su konmuş bir balon sesi duyuyorum. Daha beteri her seferinde başım dönüyor.
-How does it feel?
-Weird.
-I know it must feel strange.
-I feel stupid more than ever. Is it normal?
-Sure.

Labirentten bozma hastanede dönüş yolumu bulmaya çalışırken duvar dibindeki tahtadan tutup, başımı yaslayıp, hastanenin etrafımda dönmeyi bırakmasını bekledim. Bir ses panikle iyi misin diye sordu.. Gözümü açmadan gitsin de kurtulayım diye evet dedim. Gitmedi. İyi ki. Bir doktorun bu kadar şirin olabileceğine kim inanır!

2 yorum:

once upon a time... dedi ki...

ne demem gerektiğini bilmiyorum.bişey diyip herşeyin iyi olacağını söylemek istedim

seyyarat dedi ki...

Demiş kadar oldun. Daha iyi her şey.