11 Ocak 2010 Pazartesi

Bir Sürü Bozuk Para

Dinmeyen baş ağrımın ardından beynimi uyuşturacak kadar ağrı kesici almış yola çıkmıştım. Hiçbir şey düşünmüyordum neredeyse. En fazla arkadaşlarımı çok bekletmemek vardı aklımda.

Bir trenden diğerine geçmek için yer altında uzun tünellerden geçip beklemek üzere istasyona vardığımda çok da rastlamadığım bir şekilde kadın bir şarkıcı gördüm. Elinde gitarıyla bir kadın görmek hoşuma gittiği için onun olduğu tarafa gidip dinlemeye koyuldum. Bana bunu yapmamalıydı. "You don't even know yourself" dedi şarkıda.
Ben yaslandım duvara ve düşünmeye başladım. Of dedim, kaçarken bütün düşüncelerden yapılır mıydı hiç bu? Şimdi ben kendime dair hiçbir şey bilmiyor olmanın acısını burada istasyonda mı yaşamalıyım?
Bir sürü soru sordum kendime. Hadi bakalım dedim, ne biliyorsun göster. Sorularıma ara verdiğim sırada başka bir şarkıya geçmişti. "The answer my friend is growing in the wind, the answer my friend is growing in trees" dedi. Peki dedim, teşekkür ederim. Başlattın ama en azından yol gösteriyorsun. Nereye bakacağımı biliyorum artık.
Tırmandığım, yaslandığım bütün ağaçları getirdim gözümün önüne, hissettiğim bütün rüzgarları geçirmeye çalıştım tekrar tenimden. Turuncu treni beklerken bir sürü şey geldi geçti önümden. Kulağıma ise şu sesler geldi: " Stop chasing shadows just enjoy the ride" Oh dedim, damn it! Cevap mı veriyorsun bana?
Evet gidip usulca para koydum önünde açık duran çantasına binmeden önce trene merak etmeyin.

2 yorum:

~melody~ dedi ki...

en azından o şarkılar seni anlayabiliyor bir şekilde.. bu ne güzel bişey olmalı. birileri yada bir şeyler tarafından fark edilmek.. varlıkları koyucu yada hoş olsa da..

yazılarınızdaki içtenlik ilgimi çekti. pek adetim olmasa da yorum yaptırıverdi bana (=

seyyarat dedi ki...

Evet Melody, sanırım onlar beni anlıyor. Ne zaman geleceklerini biliyorlar en azından.

Çok teşekkür ederim. Mutlu oldum yorumunuzu görünce. Yine gelin :)