29 Nisan 2011 Cuma

Aslında kamuya bi atsan kapağı var ya

çok rahat edersin, diyorlar.

Geldiğimden beri, beni ya da ailemden herhangi birini görenlerin ya da bizimle konuşanların muhakkak sordukları şey çalışmaya başlayıp başlamadığım. Soranlardan önce öğrenen kişi, yandaki binada soğuk havalarda pencereden bakan, sıcaklarda ise balkonda ya da bahçede geleni gideni izleyen komşumuz. Sabah yedide işe giderken de eve gece yarısı dönerken de onu görüyorum. Orada mı diye bakıyorum hatırlayınca ve evet, orada.

Bir de her sabahları yürüyüş yapanlar var. Ben yedide otobüs durağına giderken onlar dönüyorlar. İlk sabah, günaydın diyerek koşmam işe yaradı. Sonra sorular başladı.

Bütün mahallenin ve akrabanın bunu sorması, öğrenmesi dert değil. Nerede çalışıyorsun, diye soruyorlar; cevaplıyorum. Ne olarak diye soruyorlar; onu da cevaplıyorum. Hmm, diyorlar. Biraz düşünüyorlar.
-Sen yıllardır okuyorsun. Bula bula bu işi mi buldun?
Tek amacım konu değiştirmek, oradan uzaklaşmak. Sadece bakıyorum, belki biraz gülümsüyorum.
-Maaşın ne kadar? O iyi olsa bari.
Bu soruyla ilk karşılaşmamda gözlerim açılıyor. Maaşım mı, diye soruyorum. Annem-babam sormadı bana, nasıl sorarlar diye düşünüyorum.
-Daha yeniyim, ben de bilmiyorum.
-Aaa! İnsan bilmeden işe başlar mı? İlk sorman gereken şey o. Öğren de söyle bize. 4b'li misin, kadrolu musun? Kurumdan kuruma da değişiyor tabii bunlar. Girecek misin KPSS'ye? Çalış da iyi puan al. O kadar okumuşsun, boşuna hep. Herkesle aynı maaşı alacaksan niye gidiyorsun o kadar okula? Üniversite mezunu ol yeter. Aslında kamuya bi atsan kapağı var ya, çok rahat edersin. İyi puan alacaksın, müdürle arayı iyi tutacaksın; tamamdır. Çok rahat edersin.

Aslında ben buralardan bi uzaklaşsam var ya, çok rahat ederim

Belki.

7 yorum:

Sakar Hafiye dedi ki...

İnsanın pozitif elektriğini alma uzmanları. Her yerde varlar gerçekten. İnsanın en yakınının soramadığı şeyleri gayet rahat bir ifadeyle sorabiliyorlar.Allah kurtarsın :)

Nehir İda dedi ki...

Hiç uygun bulmadım yapına:) Her an kaçabilirsin çıplak ayakla.

togliatti dedi ki...

Bu devlete kapagi at mantigi adamlarin kafasinda oyle yer etmis ki, herkes bir sure sonra memur oluyor ya da hayali kuruyor. Ben proflarda bu deneyimi yasiyorum su an: adam prof oldu mu bir anda Allah oluveriyor, emaile cevap atmaya tenezzul bile etmiyor. Hayli can sIkIci birsey bu.

Kacacak bir yer var mi, bilmiyorum. Belki Mars, ama onun da atmosferi uygun degil. Toplanip Kanada gibi bir yerde bir kucuk bir kasabaya mi yerlessek diye dusunuyorum bazen. Orda oksijen de bol hem :)

seyyarat dedi ki...

Kaçayım/kaçalım da, sonra?

elfiya dedi ki...

Bunun bi öncesi de neydi biliyo musun Seyyarat? "üniversiteye Kapağı at, sonrası kolay" cümlesi. Sınava çalışırken en çok duyduğum şeydi. Zzaten her iş adım atmakla bitiyor ya. Sen de şimdi kapağı attın tamam kurtuldun.

ve benim de feci derecede kaçasım var. Uzak bi yere gitmek istiyorum. Mesela avusturalya'ya atasın beni devlet. Çalışma bahanesiyle gideyim. Hiçbir tanıdığım da olmasın.

a.nur... dedi ki...

+1 diyeceğim geliyor...

kareemoff dedi ki...

Tamam, sıkıcı gelebilir, sıkıcı. Ama neden hep şikayet? Veya şikayet mi bunlar? Ne bunlar? (haha.. bir an onların yerine koyacaksın beni, diye üşünmeden edemedim, bu soruları sorunca)