10 Ağustos 2010 Salı

Hem uyurum hem rüya görürüm

Her şeyi bırakıp gitmek... En sevdiğim yemek sofrada iken benim kalkmak zorunda kalmam gibi. Tadına bakmışım bir lokma almışım da ne bileyim belki misafir gelmiş, bir şeyler olmuş bırakıp kalkmışım gibi. Hem de yemeği ben yapmışım gibi. Evde hiçbir şey yokmuş, önce alışveriş yapmışım, sonra saatlerce ocak başında durmuşum, yorulmuşum gibi.

Karnım aç. Beni sofradan kaldıranlara kızgınım. Yorulmuşum çok, dinlenmek istiyorum. Dönüp, o sofranın başına oturmak istiyorum. Bırakıp geldiğim yere dönmek istiyorum. Bırakıp geldiğim hayata. Şimdi ellerimde tuttuğum, muvakkaten buradaymış hissini veriyor. Acele ediyorum geri döneceğim diye. Çok acele ettim gelirken, şimdi hevesle döneceğim diye. Yarım bıraktığım tüm işleri bitireceğim diye. Hoşçakal diyemediğim insanları göreceğim diye.

Kitaplarım, bir bodrum katınca plastik bir kutunun içinde. Yerlerini bilmek güven veriyor. Onca hayali nereye koydum şimdi hiç bilmiyorum.

2 yorum:

once upon a time... dedi ki...

hayalleri bazen öyle saklamak gerekiyo.gerektiğinde çıkarmak üzere...ama her şey kendiliğinden oluyo gibi sanki ha?kendiliğinden bi yerlere girip saklanıyolar,sonra da çıkıveriyolar.nasıl oluyo bu?

seyyarat dedi ki...

Saklayamadım ki ben. Uçup gittiler.