22 Temmuz 2010 Perşembe

Anlatmayı unuttuklarımdan

İçime dert oluyor anlatmazsam. Biliyor olmalısınız artık.

Valizlerim için beklerken havaalanında, İstanbul'da, tekerlekli sandalyede bir teyze oturuyordu. Yanındaki gence niye hala çıkmadı valizler diye kızıyordu. Sonra bana döndü. Sen bizim uçaktamıydın diye sordu. Almanya'da yaşıyorum sanıp bir süre konuştuktan sonra beni dinlemeye karar verdi. "Amerika'da ne yapıyordun? Nurcu musun sen?" dedi. Valizleri koyacağım o şeye, adı her ne ise, oturmuş yorgun argın halimle anlamaya çalışıyordum. Orada çalışan genç açıklama yaptı: "Amerika'ya hep onlar gidiyor ya, ondan öyle diyor teyze." Teyze arada yine valizler gelmedi diye söylendiği için önüme döndüm. Valizlerinden biri geldi teyzenin. Çocuğa onu nereye götüreceğini söyledi. O da bilmem kaçıncı defa olduğunu oflamasından anladığım bir şekilde, teyzeye valiz taşımasının yasak olduğunu anlattı. Bu konuşma daha sonra en az on kez daha tekrarlandı.
Teyze boş kaldığı vakitlerde bana sarıyordu:
-Evli misin?
-Hayır.
-Kaç yaşındasın?
-26.
-E evde kalmışsın kızım sen! (Çocuk burada başını öne eğip güldü.)
-Öyle oldu.
-Kimse almaz artık söyleyeyim.
-Olsun.
-Ananın babanın başına kaldın yani.
-Hıı.
-Sen onlara bakacağına...
-Yaa.
-E ne yaptın sen Amerika'da?
-Öğrenciydim.
-Gülen'in okullarında mı?
-Orada öğrenci olmak için biraz büyüğüm teyze.
-E ne yaptın daha o da değilse?
-(İçimden hiçbir şey yapmadığımı söyleyip) Yüksek lisans diyebiliriz.
-Hee. Ne oldun şimdi?
-Hiç.
-Amerika'yı da taşımışsın maşşaalllllllaahhhhh! Nasıl öğernciysen artık ne varsa getirmişsin.
-(Teyzenin benden çok valizi olmasına bakıp sustum.)

Bugün:
Hat almak için ilk gördüğüm yere girdim. Bekliyordum. Yanımdaki iki kadının bana bakıp konuştuklarını fark edince, müziğin sesini kıstım. Paça boyumdan konuşuyorlardı. O boy kıvrılmazmış paça.  Ya yukarı çekip kısaltacakmışım ya kestirecekmişim o paçayı. Üstüme bakacakmışım bir de paçamın boyuna. Müziğin sesini açtım tekrar.

5 yorum:

Biraz dedi ki...

bir de Bostonu dusun mesela, kimsenin kimseye oyle bakmadigi, gereksiz ve zararli merakli bakislarla suzmedigi bir yer. Boston sonrasi izlenimlerini ilgiyle okuyorum...umarim cabuk adapte olursun.
Bır de ABDye gıderken surekli kultur sokundan bahsederler, bence asil kultur soku ulkeye geri donunce.

B dedi ki...

Insanlarin curetine hayret etmemek elde degil. Herhalde TRde cok cok az kaldigmdan ve genelde hep eskiden tanidigim bikac aile uyesiyle gorustugumden midir nedir bu tur munasebetsiz konusmalari film repligi gibi geliyor. Ama herkes anlatiyor bu insanlar ve bu konusmalar gercek. Herhalde onceden belirlenmis stratejiler gelistirmek gerekiyor bu insanlara karsi. En sasirtici cevaplari verebilecek kapasite varsa varsa sende vardir seyyarat. Hadi goreyim seni. Sen gittin ama blogun burdaymissin gibi ayni yerden aciliyor goruyor musun, senden dunayaya acilan pencere inan ayni, nerde oldugunun inan ki bir onemi yok.
Hayatindaki yeni chapter hayirli ugurlu olsun.

A-H dedi ki...

ben nedense senin kiz oldugunu hic dusunmemistim hep erkek gibi gelmistin bana :)

elif dedi ki...

walla bir an biletimi iptal etsem mi diye düşünmedim değil..

seyyarat dedi ki...

Biraz, Boston'ı hep düşünüyorum merak etme. :) Adapte olmam da zor olacak gibi.

B, şaşırtıcı, zeki cevaplar işe yaramıyor. Anladıkları tek bir dil var insanların. Onu da ben konuşamam.

A-H, nasıl olur?! Çok kız blogu havasında burası yahu. Tamam pembe çiçekler falan yok ama. :)

Elif, dönsün herkes. Ben döndüm nasılsa.