10 Mayıs 2010 Pazartesi

Oohh hayat sana güzel!

Bir fotoğrafımı görüyorlar. Alt tarafı çimlerde oturuyorum. Gülümsemişim. Oh, diyorlar; hayat sana güzel. Ne güzel yeşil yeşil, ne güzel gülümsüyorsun hep. Gülümseyebilmek için kaç ağrı kesici aldığımı sormuyor kimse. Sanıyor ki hayat bana güzel.

Durakta bekliyorum. Bir adam bisikletinde gidiyor. Bisikletin önüne plastik bir kova koymuş. Elinde çubuklar, bisikleti tutmak yerine bununla çok hareketli bir ritim tutturmuş gidiyor. Oh, dedim; hayat sana güzel.

Her gece 11.20 ve ya 11.40 otobüsüne binen bir amca var. Evsiz mi bilmiyorum. Gözünün içine bakıyorum. Bana baksın de bir şey anlayayım ona dair diyorum. Bakmıyor. Hiç kimseye bakmıyor.  Herkesin bezdirircesine gözünün içine bakan ben, dünyasını herkesten gizli tutan bu adama çok özeniyorum. Amca, diyorum içimden; hayat sana güzel.

Ellerimde poşetlerle beni duymayınca şoför bir sonraki durakta inip rüzgara karşı yürüyorum. Çok yorgunum. Otobüsten inip de evine giren adama bakıp, keşke diyorum. Kanaatkar oluşumdan mı hayal gücümün yetersizliğinden mi bilinmez, arabası olan adama değil, diğerine özeniyorum.

Şu anda kız kardeşiyle birlikte olan arkadaşıma özeniyorum, sevdikleriyle olan herkes gibi. Hayat da ne güzel onlara diyorum.

Sokakta bağırarak şarkı söyleyen çocukları en çok da sessiz sokaklarda anımsıyorum. Kim bilir, diyorum; sesimin nasıl olduğunu düşünmeden, başkalarının ne düşündüğünü hiç önemsemeden en son ne zaman hareket ettim. Kendimi onlardan biri görmeye çalışıyorum. Hayat, diyorum; bize ne güzeldi.

Bazıları söylediğim hiçbir şeyi unutmuyor. Bunu demiştin, bunu yapmıştın diye bir bir sayıyor. Ben büyük bir inkar içinde yaşıyorum. Sorsalar bu akşam ne yaptım bilmiyorum. Her şeyi hatırlayanlara çok özeniyor, her şeyi bilene inananıyorum.

Sayfa sayfa mektuba, okuyup da sevdiğim kitaba, henüz okumadığımve merak ettiğim kitaba, içinden çıktıkları heyecanla parçalanmış kutuya, emaille değil postayla gelen davete, ayraçlarıma, ayraçlarla bizi bağlayanlara,  kutudan çıkan -geç kalmayayım diye belki- saate, ne güzelmiş deyip de odamda bulduklarıma, gözlerine ne zaman baksam sevgi gördüklerime, seslerini ne zaman duysam kendimi ağlayabilecek kadar emniyette hissettiklerime, kalplerinde bir yer edindiklerime, elimi tutanlara, omzunu uzatanlara bir bakıyorum. Tek tek düşünemiyorum. Yoruluyorum. Sadece bir bakıyorum. Diyorum ki; hayat bana güzel. Oh.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

ben de mektup yazayim sana.

Elestirel Gunluk dedi ki...

Dur aslinda benim de sana mektup sozum vardi. Onu yazayim :-)

Ebru dedi ki...

postacı fatura dışında bişey getirsin bana da yazın mektup hemen karşılık veririm söz:)

seyyarat dedi ki...

O zaman gelsin mektuplar, gitsin mektuplar :)

a.nur... dedi ki...

Ne güzel bir yazı!
Okuyunca dedim kendime "hayat sana da güzel! " diye...

Sevgiyle:)

seyyarat dedi ki...

Hepimize güzel aslında, hepimize.