21 Şubat 2010 Pazar

Sanki Bizim Mehmet Amca

Akşamları çalışıyor sanırım. Altmış yaşlarında, sarışın. Kasanın yanında alınanları paketliyor. Gelip geçeni de eksik etmemekle birlikte aldıklarını paketlediği bütün müşterilere hal hatır soruyor. Bunu yaparken o kadar içten ki mahallenin bakkalına gitmişim gibi hissediyorum. Çok soğuk değil mi diyor, atkımı iyice sarmamı hatırlatıyor, yarın daha iyi olacakmış hava diyor. Ne güzel oluyorum bugün bazen, bazen rengim soluyor, öyle diyor, hasta mıyım diye soruyor. Sütü sevdiğimi fark ettiğini söylüyor. Aferin diyor. Çorba alan birine soruyor "Hangisi?". Cevabın ardından "ooo" diyor, "çok lezzetlidir o, ben kaşık vereyim de soğutmadan için."
Bana geliyor sıra, gülümsüyor yine. Kendi çantama koyarım, gerek yok diyorum daha çok gülümsüyor.

3 yorum:

sarya dedi ki...

Trt’de bir belgesel izlemiştim. Hala aklıma geldikçe hüzünlenirim. Amerikada doktorluk yapan genç bir kadın anlatıyor; 'Sabah muayenehaname geldiğimde camı açtım limanda Türk Bayrağı asılı kuru yük gemisi gördüm. O bayrağı görmek bana nasıl iyi geldi anlatamam. Her sabah geldiğimde ilk işim camı açıp gemi orda mı değil mi bakmak oluyordu. Aradan bir hafta geçti bir sabah yine işe geldim camı açtım ama gemi yoktu! Başımı masaya koyup hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.'' E o anlatırken ben durur muyum. :(( Hayat sizin için daha zor olmalı sanırım.

once upon a time... dedi ki...

okuyunca gülümsedim kendi kendime

seyyarat dedi ki...

Orada bir de benim çantamda yer varken o kağıt çantalardan almadığıma işaret ettim. Ne kadar iyi bir insanım demek istedim. Onu da görün lütfen. :)