19 Haziran 2010 Cumartesi

Yaşlandığımı Nasıl Anlıyorum-I

Bir zamanlar benim için böyle şeyler söylüyordu arkadaşlarım:
Seyyarat, her şeyle dalga geçiyorsun. Laubalisin. Hiçbir şeyi ciddiye almıyorsun. Bizi kaale almıyorsun. Ne istersen onu yapıyorsun. Sana baktıkça gülmek istiyorum. Sana bakınca ciddi olamıyorum. Sana bakınca sırıtıyorum.

Bu akşam arkadaşlarım gözlerimin içine bakarak dediler ki:
Seyyarat, sana bakınca ciddileşme, kibarlaşma ihtiyacı duyuyorum. Bir ağırlığın, ciddi bir havan var. Sana bakınca duruşum değişiyor, konuşmam değişiyor. Çok uyumlusun. Senden daha uyumlu, uysal bir insan görmedim.

Sessizce mırıldandım gülümserken.

Böyle şeylere de katılamam artık. Benden geçmiş.

9 yorum:

şenay izne ayrıldı dedi ki...

morrissey'e yaşlanmaktan korkuyor musun sorunca "yoo, gençken de mutsuzdum" diye cevap veriyor.

seyyarat dedi ki...

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu büyük bir yanılgı.

sacid dedi ki...

senden geçtiyse benim işim çoktan bitmiş :)

seyyarat dedi ki...

Doğru. Haftasonları mangal yapan bir insan olmuşsun sen.

aglea dedi ki...

ruhum zombi, o yeah!

togliatti dedi ki...

daha genç bir dünya mümkün bence. yeter ki deneyelim :)

seyyarat dedi ki...

Sıkılmaktan böyle oldum bence. Yoksa yine zıpır bir insanım. Bir sürü şey yaptım yine ama olmadı. Yaşlanıyorum hissi bitirecek bence beni.

Ebru dedi ki...

O his bitiriyor zaten ama bir noktadan sonra ee bari daha daha yaşlanmasam diyorsun.
Yüzüme değil saçıma bakarak konuştuklarında iki şey fena halde somutlanıyor 1- çok yaşlandım.2-dip boyası zamanı gelmiş.

seyyarat dedi ki...

Sadece 2'dir o.